-
Dr. Abdullah Köktürk
Tarih: 24-03-2026 18:33:00
Güncelleme: 24-03-2026 18:39:00
Bu yazı dizisinde Mircea Eliade ve Ioan P. Couliano tarafından yazılan Dinler Tarihi Sözlüğü kitabının geniş bir özeti beş bölüm halinde paylaşılacaktır. İlk bölümün linki aşağıdadır.
https://aynahaber.org/yazarlar/dr-abdullah-kokturk/dinler-tarihi-sozlugu-1-kitap-ozeti/1015/
Grek Dinleri
Minoen Dini (Girit)
Minos kralının efsanevi labirentinden adını alan Minoen medeniyeti, M.Ö. ikinci bin yıllarında Girit'te gelişmiştir.
• Genel Yapı: Bu din, geniş saray kompleksleri, doğayı yücelten sanat eserleri ve hiyeroglif yazı ile Lineaire-A (Fenike kaynaklı olduğu tahmin edilir) gibi iki yazı formu ile karakterize edilir. Medeniyet, Thera volkanik adasının patlaması sonrası çöküşe geçmiş ve yerini Miken kültürüne bırakmıştır.
• Temel İnançlar: İkonografi, adanın en önemli tanrısının, ölen ve yeniden dirilen tanrılar kategorisinden Büyük Tabiat Tanrıçası olduğunu göstermektedir. Bu tanrıçanın yanında genç bir erkek arkadaşı (oyun arkadaşı) bulunurdu ve kendisi dağların, denizlerin, çiftçiliğin ve savaşın efendisiydi.
• Kült: Ritüeller çoğunlukla mağaralarda veya dağların tepelerindeki kırsal tapınaklarda icra edilirdi. Kutsal sembolleri arasında Anadolu kaynaklı çift balta (labrys) ve boğa boynuzları yer alırdı.
Miken Dini
Miken dini, Grekçe konuşan bir toplumun diniydi ve Girit'in eski tanrıçası (Potnia Theron) üzerindeki üstünlüğü, Hint-Avrupa kökenli semavi erkek tanrıya vermiştir. Lineaire-B yazısıyla yazılan yazıtlarda, daha sonra Eski Yunan’da meşhur olacak Poseidon, Zeus, Hera, Artemis, Dionysos ve Erinys gibi tanrıların varlığı tespit edilmiştir.
Kadim ve Klasik Grek Dini
Klasik Grek dini, hem yerel hem de genel olan, olağanüstü zenginlikteki mitler ve ritüeller etrafında şekillenmiştir. Tanrıların isimleri, nitelikleri ve hayat öyküleri bölgeden bölgeye değişse de, Homeros'a ait şiirler tanrıların ortak özelliklerini zikrederek bu durumu bütünleştirmiştir.
• Sivil Din: M.Ö. 11. yüzyıldan 8. yüzyıla kadar gelişen bu dinde, kurban edilen hayvan etinin ortak tüketimi ve tanrıya takdim edilmesi merkeziydi. M.Ö. 6. yüzyılda ortaya çıkan Orfik ve Pisagorcu akımlar ise kurbanı eleştirerek etten kaçınma (perhiz) gibi uygulamaları savunmuştur.
• Eleusis Sırları: Atina devletinin halkına bir çeşit ölümsüzlüğü garanti etmesi gereken gizli bir kurumdu.
Ferdiyetçi Eğilimler ve Felsefenin Rolü
Klasik dönemde, bireyciliği vurgulayan yeni dini idealler ortaya çıktı. Bu eğilim, Şamanlara benzeyen, kehanet ve iyileştirme yeteneklerine sahip iatromant (peygamber ve iyileştirici) figüründe kendini gösterdi.
• Iatromantlar (örneğin Pisagor, Empedokles), kahramanlık, öngörü, keramet ve geçmiş hayatları hatırlama gibi olağanüstü güçlere sahipti.
• Platonik Düşünce: Rasyonel felsefe, tanrıların antropomorfizminin yerini aldı. Platon, metafizik gerçekleri aktarmak için mitlere başvurmuştur.
• Metensomatosis: Platon'un dininin merkezinde ruhun birçok bedende yeniden doğuşu (metensomatosis) fikri yer alıyordu; ruhun beden hapishanesinden kurtuluşu "felsefi hayat" yoluyla mümkündü. Platonizm'de felsefe bir dindir, din de bir felsefedir.
• Dionysos ve Orfizm: Dionysos kültü, kutsal ilhamı uyandıran vecdî ve antisosyal güçleriyle öne çıkarken, Orfizm, Dionysosçuluğun aşırılıklarına karşı çıkan ve perhiz kurallarını benimseyen katı bir düalist akım olarak ortaya çıktı. Orfik mit, çocuk Dionysos'u öldürüp yiyen Titanların küllerinden yaratılan insan ırkının, bu suçun kefaretini ödemek zorunda olduğunu öne sürer
Güney Amerika Dinleri
Andin Bölgesi Dinleri (İnkalar ve Öncesi)
Güney Amerika'nın en bilinen kültürü, İspanyol fethi (M.S. 1532) sırasında Peru'dan Şili'ye kadar yayılan İnkalar’ın (XV. yüzyıl) kültürüdür.
• Erken Dönem Kültürleri: M.Ö. 900 civarında gelişen Chavin kültürü, merkezi bir tanrıyı Felin (jaguar veya puma) şeklinde tasvir etmiştir. M.S. 200'e doğru zirveye ulaşan Teokratik Moşe kültürü, insan kurbanı uygulamış, kafatasına büyük ilgi göstermiş (deformasyon ve cerrahi) ve Şamanik yöntemlerle (kötülük çıkaran ruhu emerek) hastalıkları tedavi etmiştir. Nazcalar, astronomik bilgileri düzenleyen semavi tanrılara inanır ve devasa yer çizimleri (Nazca çizgileri) yapmıştır.
• İnka Dini: İnka İmparatorluğu'nun resmi dini devlet tekelindeydi. İnka kozmolojisinin zirvesinde, Titicaca Gölü'nün köpüğünden doğan ve doğal ile sosyal dünyanın yaratıcısı olan eşsiz tanrı Viracocha bulunuyordu.
• Kült ve Ritüeller: Merkezde Güneş yer alırdı; İmparator Güneş'in oğlu, İmparatoriçe ise Ay'ın kızı/kardeşi olarak görülürdü. Ayinler çoğunlukla halka açık meydanlarda yapılırdı. En etkili kurbanlar, fiziksel ve ahlaki mükemmellikleri nedeniyle seçilmiş on yaşındaki çocukların kurban edilmesiydi, ancak bu uygulama Aztekler'e göre nadirdi. Din adamları, hayvan kurbanlarının organlarını inceleyerek kehanette bulunur (extispice) ve Şaman-doktor görevi üstlenirdi.
• Fethin Ironisi: Son İnka hükümdarı Atahualpa, Pizarro'nun beraberindekilerle dönen büyük tanrı Viracocha olduğuna inanarak direniş göstermemiştir.
Tropikal Orman Dinleri
Amazon ve Orenoque nehir havzası ormanlarında yaşayan Arawaklar ve Karibler gibi toplulukların dinleri, mitolojik düzeyde birçok ortak çizgi sergiler.
• Tanrı Anlayışı: Çoğu kabilede, insan faaliyetlerinden çekilmiş (deus otiosus) olan yaratıcı bir Yüce Varlık inancı bulunur.
• Ruhlar ve Şamanizm: Dini tecrübenin temelini, rüya, trans veya uyuşturucu kullanımı ile erişilen, görünmeyen ruhlar ve varlıklar alemi oluşturur.
• Çoklu Ruh İnancı: Jivarolar gibi bazı topluluklar, bedenden çıkarılabilen çoklu ruha (sıradan, mükemmel ve intikamcı ruh) inanır ve intikamcı ruhu hapsetmek için kafatası küçültme (head shrinking) ritüeli uygularlardı.
• Dini Uzmanlar: Şamanlar, görünmeyen dünya ile iletişim kuran, hastalıkları iyileştiren ve sosyal yapıyı düzelten uzmanlardır.
Diğer Bölgeler ve Millenarist Hareketler
• Gran Chaco ve Ateş Toprağı: Bu bölgelerdeki topluluklar da Şamanizmi paylaşır. Ateş Toprağı'ndaki Selk'namlar, çekilmiş olan bir Yüce Varlık olan Temaukel'e inanırlardı.
• Millenarist Hareketler: Avrupalıların gelişinden önce dahi Tupi-Guaraniler gibi kabilelerde, "Kötülüksüz Toprak" (Terre sans Mal) arayışı gibi binyılcı (millenarist) göç hareketleri ortaya çıkmıştır.
Helenistik Din
Helenizm'in Tanımı ve Genel Dini Eğilimler (M.Ö. 323 - M.S. 476)
Helenizm, İskender'in (M.Ö. 362-331) yayılmasından sonra ortaya çıkan ve Grek dili ve düşüncesinin hakimiyetiyle karakterize edilen bir kültürdür. Dini açıdan bu çağ, Aristo, Stoacı felsefe ve genel bilimsel gelişmenin etkisinde kalmıştır.
Helenistik din, Mısır ve Mezopotamya dinleri ile Grek astronomisinden alınan kehanet unsurlarının bir araya gelmesiyle karakterize edilir. İskender ve Mısırlı Ptolemeler tarafından benimsenen kral kültü, Doğudan gelmiş olup, Roma çağında imparator kültüne dönüşmüştür.
Temel İnançlar ve Ezoterik Akımlar
1. Astroloji ve Kozmoloji M.Ö. III. yüzyılda ortaya çıkan astrolojik mistisizm dalgası bu döneme damgasını vurmuştur. Astroloji, Mezopotamya ve Mısır'dan gelen iki sistemin (yıldızların hareketi ve yeryüzünün varoluşu) çakışması olarak kabul edilir. Bu sentez, Mısır tanrısı Hermes-Thot'a atfedilmiş (Hermes Trismegiste) olup, geleceğe ve nedenbilime dair evrensel ve kişisel kehanetlerde bulunmakla meşgul olurdu.
2. Ahiret İnancı (Eskatoloji) Dönemin genel bir eğilimi, Stoacıların ateşimsi ruhun hafifliği dogmasıyla desteklenen, Platoncu dini coğrafyadaki cehennemi cezalandırma yerlerinin yokluğudur. Helenistik doktrine göre, ferdi ruh, gezegenlere ait olanlar arasından dünya içine iner ve aynı yoldan yıldızlara döner.
3. Büyü ve Keramet Sahipleri Helenistik-Romen büyüsü, ruh çağırma, burçlar, muskalar, lanetleme ve ilahiler gibi konulara aşinaydı. Bu çağda mucize günlük hayatın bir parçasıydı.
• Kutsal İnsanlar (Theioi Aner): Tyanalı Apollonius gibi keramet sahipleri (theios aner), öngörü ve iyileştirme yetenekleriyle tanınırdı. Yeni-Eflatunculuk akımı, Plotin'in (205-270) felsefesiyle, varoluşun en yüce gayesinin evrensel anlama kabiliyeti (intellekt) ile vecdi birlik olduğunu savunmuştur.
• Theurgic Disiplini: Keldeani kehanetleri ile ünlenen bu disiplin, tanrılara nasıl yalvarılacağını ve onların ticaretinden nasıl faydalanılacağını öğretiyordu.
4. Simya ve Hermetizm
• Simya: M.S. III-IV. yüzyıllarda doruk noktasına ulaşan bu disiplinin senaryoları, giriş ritüeline ve kişinin nitelik değiştirmesiyle (transmutasyon) sonuçlanan hal değişikliğine dikkat çekerek helenistik dini bağlam ile tamamen entegre olmuştur.
• Hermetizm: Mısır tanrısı Hermes-Thot'un kadim bilgeliğine atfedilen bir kısım astroloji kitaplarıdır. Corpus Hermeticum, astroloji, büyü ve simya bilgilerini içeren genel bir isimdi.
Hristiyanlık
Kutsal Kitap Külliyatı (Kanon) ve İsa Mesih
Hristiyanlığın kutsal kitap külliyatı, Yeni Ahid'i (27 kitap) ve istiareli bir tarzda yorumlanmış Eski Ahid'i (Yahudi kutsal kitabı Tanah) içerir. Yeni Ahid'in oluşumu yaklaşık dört asır sürmüştür.
• Yeni Ahid: Dört İncil (Matta, Markos, Luka ve Yuhanna) en eski kısımları temsil eden Havari Pavlus'un mektupları ve Vahiy (Apocalypse) gibi eserlerden oluşur. Sinoptik İnciller (Matta, Markos, Luka) birbirine benzerken, Yuhanna İncili Platoncu felsefeden etkilenmiş ve Mesih'i Tanrı'nın Kelamı (Logos) ile özdeşleştirmiştir.
• İsa Mesih: Nasıralı bir Yahudi peygamberi olan İsa Mesih, Hristiyan dininin merkezinde yer alır. Tarihi kaynaklarda İsa hakkında az bilgi bulunsa da, çarmıha gerilmesinden sonra öğrencilerinin onun dirildiğini doğrulaması, Hristiyan mesajının merkezini oluşturmuştur; bu mesajı odak noktasına oturtan kişi Pavlus'tur. Pavlus, Hristiyanlığı Şeriat'a bağlı kalmak isteyen Yahudilikten ayırarak bağımsızlığa kavuşturmuştur.
Hristiyan Ortodoksluğunun Teşekkülü ve Teolojik Tartışmalar
Ortodoksluk, üç buçuk asır süren gelişmelerin sonucudur ve Yahudi ve Platoncu akımlardan beslenen bir sistem olarak ortaya çıkmıştır.
• Marcionizm ve Gnostisizm: İlk büyük sapık mezhep kurucusu Sinoplu Marcion (80-155), Hristiyanlığı Yahudilikten tamamen ayırmak istemiş ve Radikal Düalizm'i savunmuştur. Gnostisizm ise, dünyanın kötü olduğunu ve kurtarıcı İsa'nın illüzyonel bir bedene (Doketizm) sahip olduğunu öne sürmüştür.
• Origenes: Gnostik etkiye maruz kalan ve Gnostiklerle mücadele eden önemli bir Kilise babasıdır (185-254).
• Kristoloji (Mesih Bilimi): Bu alandaki çatışmalar, "yoksul" (Yahudi kaynaklı, İsa'nın insanlığını vurgulayan, bkz. Ebionitler) ve "zengin" (Platoncu kaynaklı, İsa'nın tanrılığını vurgulayan, bkz. Logos) kristolojiler arasında yaşanmıştır.
◦ Teslis (Üçleme): Kapadokyalı Kilise babaları tarafından kesinleştirilen Teslis dogması (Baba, Oğul, Kutsal Ruh), Oğul'un Baba ile "aynı cevherden" (homoousios) olduğunu doğrulamıştır (İznik Konsili, 325).
◦ Nasturilik ve Monofizitizm: Bu akımlar Mesih'in ilahi ve beşeri tabiatlarının ilişkisi hakkında karşıt görüşler sunmuştur. Nasturiler, iki tabiatın tamamen ayrıldığını savunurken; Monofizitler, iki tabiatın birbirine karıştığını ileri sürmüştür.
• Augustin ve Pelage Tartışması: Augustin (354-430), asli günah doktrini üzerinden insanın seçme yeteneğini ve özgürlüğünü yalnızca Tanrı'nın inayetiyle (grace) kazanabileceğini savunarak, cüzi iradeye inanan keşiş Pelage'a karşı çıkmıştır. Bu tartışma, kader inancı meselesini de beraberinde getirmiştir.
Hristiyanlığın Tarihi Gelişimi ve Ritüeller
• Ortaçağ Gelişimi: Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra manastır duvarları tek sığınak haline gelmiş; Nursie'li Benoit (480-547), Benediktinlerin manastır tarikatını kurmuştur. Ortaçağ'da Kilise ve Devlet arasındaki iktidar mücadelesi yüz yıllarca sürmüştür.
Katolik ve Doğu Ortodosk Kiliselerinin Ayrılması
Katolik Kilisesi ile Kutsal Ruh'un kaynağıyla ilgili bir tartışma sonucu görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Ortodoks mezhebine göre Kutsal Ruh, Baba'dan çıkmışken Katolik mezhebine göre Baba ile Oğul'dan çıkmıştır.
Bu ayrım sonucu Roma Kilisesi 1054 yılında Ayasofya'ya gönderdiği bir belge ile Ortodoksluk'la tamamen ayrı düştü ve iki kilise karşılıklı birbirlerini aforoz etti.
1204 yılında 4. Haçlı seferleri sırasında Haçlı ordusunun Konstantinopolis'i (İstanbul'u) yağmalayıp, Ortodoks kiliselerini basıp, Ortodoks rahiplerini öldürmesi üzerine nefret daha da artmıştır.
1964 yılında dönemin Papa'sı VI. Paul ile Ekümenik Patrik I. Athenagoras karşılıklı olarak aforozları kaldırmışlardır.
• XII. Yüzyıl Rönesansı: Arap medeniyetinden alınan Aristo felsefesinin keşfi ve benimsenmesiyle Skolastik düşünce gelişmiştir. Aynı çağda Bakire Meryem'e olan bağlılık ve saray aşkı (courtly love) gibi yeni dini idealler ortaya çıkmıştır. Tapınak Tarikatı Mensupları gibi askeri dini tarikatler kurulmuştur.
• Reform: Martin Luther'in (1483-1546) faaliyetleri, Protestan Reformu'nu başlatmış ve Katolik Kilisesi, Trente Konsili (1545-1563) ile kendi reformunu (karşı-reform) organize etmiştir.
Reform sonrası ortaya çıkan dini akımlar öncelikle kendi içinde 3 ana kola ayrılmıştır. Bunlar:
- Lütercilik
- Kalvinizm (Presbiteryenizm ve Kongregasyonalizm yönetim şeklinde örgütlenir.)
- Anglikanizm (Genellikle Protestan mezhebi olarak sayılmamakta ve bağımsız bir Batı Kilisesi olarak tanımlanmaktadır.)
Diğer Protestan mezhepleri: Baptizm, Anabaptizm, Metodizm (Wesleyanizm), Adventizm ve Pentakostalizm
• Hristiyan Hayatı: Hristiyanlık, litürji (İsa'nın doğumu, Paskalya) ve sakramentler (Evharistiya vb.) etrafında şekillenir. Aynı zamanda mistik bir gelenek de gelişmiştir. Mistikler, vecd (extase) veya içebakış (introspection) yoluyla Tanrı ile birlik olmayı hedeflemişlerdir. Ayrıca, Hristiyanlık'ta kadınların manastır tarikatlarında özgürlük bulduğu, ancak Aristocu felsefenin etkisiyle kadınların aşağılandığı düşüncelerinin de yayıldığı belirtilmiştir.
Hinduizm
I. Erken Dönem ve Veda Geleneği
Hinduizmin temelleri, M.Ö. 1600'den önce çöken, kuzeybatı Hindistan'daki İndus Vadisi kültürüne (Mohenjo-Daro ve Harappa) dayanır. Bu kültürde dişi bir tanrı figürü ve muhtemelen Şiva Pasupati’nin bir öncüsü olan erkek cinsel organı (falik) belirgin bir etkiye sahipti.
M.Ö. 1500 civarında Hint-Avrupalı göçebe savaşçılar olan Ariler bölgeyi fethetti. Onların dini gelenekleri, M.Ö. 1400-400 yılları arasında sözlü olarak aktarılan dört kutsal metin koleksiyonundan (Rig-Veda, Sama-Veda, Yajur-Veda ve Atharva-Veda) oluşan Veda Geleneği'ni yarattı.
• Kült: Ritüel hayatın merkezinde, dört rahip sınıfı tarafından titizlikle icra edilen kurban (yajna) töreni yer alıyordu.
• Mitoloji: Rig-Veda’da tanrılar (Agni, Soma, İndra, Varuna vb.) farklı niteliklerle anılırdı. Kozmogoni, Primordial İnsan (Puruşa) kurbanı veya daha soyut yaratılış fikirleri üzerine kuruluydu.
II. Felsefi Gelişim: Upanişadlar ve Kast Sistemi
M.Ö. 1000-800 arasında oluşan Brahmanalar, yaratılışı biyolojik terimlerle açıklarken, kurbanın orijinal yaratılışı tekrarladığını savunur.
Daha sonra yazılan Upanişadlar (M.Ö. 700-500), "dışsal" Vedik kurban ritüelini reddederek, bunun reenkarnasyon döngüsünü (samsara) uzattığını öne sürdü. Upanişadlar, cehaletin (avidya) yol açtığı bu döngüden kurtulmanın tek yolunun Gnos (jnana) olduğunu vurgular. Bu öğreti, dünyaya karşı a-kozmik bir bakış açısını temsil eder.
M.Ö. 500 ile M.S. V. yüzyıl arasındaki Hinduist Sentez döneminde, altı geleneksel felsefi okul (darsana) ve toplumsal yapıyı düzenleyen Kast (Varna) sistemi (Brahmanlar, Kşatriyalar, Vaişyalar ve Sudralar) yerleşti.
• Samkhya ve Yoga: Felsefi okullardan Samkhya, görünen dünyanın Puruşa ve Prakrti’den yayılan tattvalar (prensipler) sonucu oluştuğunu ileri süren emanatioist bir felsefedir. Yoga ise (Patanjali), bu kozmik inişi tersine çevirmeyi hedefleyen bir dizi fiziksel ve zihinsel teknikten (astanga) oluşur, merkezi hedefi Kundalini enerjisini yükseltmektir.
III. Destanlar, Mezhepler ve Bhakti
Epik Literatür (Mahabharata ve Ramayana), Vaişnavizm (Vişnu), Saivizm (Şiva) ve Tanrıça kültlerinin yükseldiği dönemde ortaya çıktı.
• Bhagavadgita: Mahabharata’nın bir bölümü olan bu kutsal metin, Krişna’nın Arjuna'ya öğrettiği üç yoga yolunu (karma, jnana, bhakti) sunar.
• Avataralar: Vişnu, dünyanın devamlılığını sağlamak için insan veya hayvan formunda on farklı avatara (dünyevi tezahür) şeklinde görünür (Rama, Krişna, Buda ve gelecekteki Kalki dahil).
• Sofuluk (Bhakti): Mistik bir akım olan bhakti, Vişnu, Şiva veya Büyük Tanrıça (Mahadevi) gibi kişisel tanrılara sevgi dolu bağlılığı ve ibadeti vurgular. Kebir ve Caitanya gibi mistikler, kurtuluş için gnos yerine aşkın yeterli olduğunu savunmuşlardır.
• Tantrizm: Hem Budizm’den önce gelen hem de ondan etkilenen Hinduist Tantrizm (Vajrayana), Şiva ve Sakti (dişil enerji) kültü etrafında gelişti. Gizli metinler ve uygulamalar, meditasyon, sembolik imgeler (mandalalar) ve cinsel ritüeller içerir.
• Vedanta: Sankara (Advaitavada) tarafından reforme edilen bu felsefe, Brahman'ın mutlak tekçiliğini ve dünyanın aldatıcı (maya) karakterini savundu.
IV. Sihizm ve Modern Dönem
Sihizm (Sihler), Baba Nanak (1469-1538) tarafından kuruldu. Sihler, Hinduizm'den reenkarnasyon doktrinini miras alırken, politeizmi, kast sistemini ve katı çileciliği reddeden uzlaşmaz bir monoteizm önerdiler. Onuncu Guru Gobind Singh, toplumu militarize ederek, kutsal kitap Granth Sahib'i hazırladı.
Yeni Hinduizm (XIX. yy.), Rammohan Roy, Ramakrishna ve Vivekananda gibi reformcular aracılığıyla Batı'da tanındı ve Hint bilgeliğini modern değerlerle birleştirmeyi amaçladı.
Popüler Hinduizm ise yıl boyunca mevsimlik bayramlar (Navaratra, Mahasivaratri) ve kutsal yerlere (tirthalar) hac ziyaretleri ile devam etmektedir. Bireysel dini hayatta Tanrı resimlerine tapınma (puja) ve yaşam evreleriyle ilgili ritüeller (samsharalar) önemlidir.
Hitit Dinleri
Tarihsel Arka Plan ve Kaynaklar
Hitit İmparatorluğu, M.Ö. ikinci bin yılın ortasından M.Ö. XII. yüzyılın başındaki istilalara kadar neredeyse tüm Anadolu (bugünkü Türkiye) üzerine yayılmıştır. Hitit dininin dilsel ve dini farklılığı; Hattiler, Hurriler, Samiler ve Hint-Avrupalı Hititler gibi farklı etnik gruplardan kaynaklanmıştır.
İncelenen mitlerin büyük bir kısmı Hitit kökenli olmamasına rağmen, Hitit diline ve kültüne dâhil edilmiştir. Hitit kültürü hakkındaki bilgiler; başkent Hanuşaş Boğazköy'de bulunan çivi yazılı tabletler, heykeller, tapınaklar ve Yazılıkaya gibi kayalara oyulmuş mezarlar aracılığıyla elde edilmiştir.
Panteon ve Kutsal Krallık
Hitit panteonu çok zengindi ve bazı önemli tanrılar sadece kent tapınaklarında yüceltilirdi.
• Tapınaklar ve Tanrılar: Tanrıların, tapınaklarda ikamet ettiğine inanılırdı ve rahipler bu insan biçimindeki tanrılara hizmet ederdi (yıkar, giydirir ve eğlendirirdi). Tapınaklar, dini işlevlerinin yanı sıra yiyecek ambarı olarak da kullanılan ekonomik bir işleve sahipti.
• Önemli Tanrılar: En önemli tanrılar, asıl adı Teshub olan Fırtına Tanrısı, oğlu Telepinu ve özellikle Arinna'nın Güneş Tanrıçası olarak ibadet edilen Büyük Tanrıça idi.
• Kral Kültü: Hitit krallığı kutsal bir kurumdu. Krallar, tüm halkı temsil eden büyük din adamlarının görevlerini üstlenir ve savaş zamanlarında törenlere başkanlık ederlerdi. Öldükten sonra krallar tanrılaşırdı ve heykelleri ilahi özellik kazanırdı.
Kehanet ve Ritüeller
Kahinlik, resmi kültün en önemli kısımlarından biriydi.
• Kehanet Metotları: Bu, Mezopotamya tarzında, kurban edilen hayvanın barsaklarının dış görünüşüyle kehanet (extispice) yapma veya krallığa dair rüyaları yorumlama gibi birçok metodu içerirdi. Ayrıca kuşların uçuşu, yılanların ve kurbanlık hayvanların hareketlerini inceleme gibi uygulamalar da mevcuttu.
• Telepinu Miti: Ritüel kızgınlığın yatıştırılması, mitlerin merkezinde yer alır. Telepinu (görünmeyen tanrı), gizlice çekip giderek doğal felaketleri (tanrının kızgınlığı) harekete geçirir. Tanrıça Kamrushepa, onu tören ve formüllerle yatıştırır ve barışçıl düzeni yeniden kurar.
Mitoloji ve Tanrıların Ardıllığı
Hitit mitolojisinde, tanrılar arasındaki peş peşe gelen savaşlar tasvir edilir.
• Illuyanka Miti: Fırtına Tanrısı ile yılan Illuyanka arasındaki mücadele de önemlidir. Illuyanka Fırtına Tanrısı'na galip gelir, ancak tanrıça Inara'nın ve bir insanın (Hupashiya) yardımıyla yılan yenilgiye uğratılır ve öldürülür.
• Kumarbi Miti: "Ullikummi'nin Şarkısı" mitin bir bölümüdür. İlk tanrı kral Alalu, sakisi Anu tarafından tahttan indirilir. Anu da oğlu Kumarbi tarafından tahttan indirilir ve Kumarbi, Anu'nun cinsel organlarını ısırarak göğe kaçmasını engeller.
• Kumarbi, Anu'dan etkilenerek Fırtına Tanrısı Teshub’un da dâhil olduğu üç tanrı doğurur. Kumarbi daha sonra, Ullikummi adlı korkunç bir taş devi yaratarak krallığı geri almaya çalışır. Teshub, bu devi eski tanrılardan Ea'nın yardımıyla yener.
Kaynak: Mircea Eliade, Ioan P. Couliano, 1997, İnsan Yayınları.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız
- Ölümünden 11 gün Önce Uğur Mumcu’nun Harp Akademileri’nde Verdiği Konferans (Soru-Cevap Bölümü)
- Ölümünden 11 gün Önce Uğur Mumcu’nun Harp Akademileri’nde Verdiği Konferans
- Asgari Ücret Nasıl Hesaplanıyor?
- Dinler Tarihi Sözlüğü-1 (kitap özeti)
- ABD Milli Güvenlik Strateji Belgesi-II (Kasım 2025) (Tam Metin Çeviri)
- ABD Milli Güvenlik Strateji Belgesi-I (Kasım 2025) (Tam Metin Çeviri)
- 2025 ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi (Özet)
- “İDEOLOJİSİZ” KİTABI ÜZERİNE
- Modern Dünya Sistemi, 1. Cilt, Immanuel Wallerstein (Kitap Tanıtımı)
- AFET ORGANİZASYONU NASIL OLMALI?
- Saf Liberaller Esasında Güzel İnsanlardır
- Kendini Bahriye Nazırı Sanan Tavşan