-
Göksal Caner Malatya
Tarih: 24-09-2026 17:11:00
Güncelleme: 24-09-2026 17:11:00
Çevirmenin Notu: Jenny Farrell tarafından 4 Ekim 2023 tarihinde kaleme alınan bu yazıya şu linkten ulaşabilirsiniz:
Pablo Neruda, Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldığı konuşmasında, Jorge Videla yönetimindeki Şili hükümetinden kaçarak And Dağları üzerinden Arjantin'e geçişini anlatır.
Bu balta girmemiş kadim dünyada yapılan zorlu ve tehlikeli yolculuk, insanlığın kendi tarihi ve bugünü boyunca izlediği yolun bir alegorisi haline gelir; bu dünya, en büyük tehlikelere rağmen her zaman sıradan insanların dayanışmasıyla şekillenir. Rehberleri, Neruda’yı en değerli hazineleriymiş gibi korurlar. Bu ıssızlık içinde, onlara barınak ve yiyecek sunan insanlarla karşılaşırlar; hatta doğanın kendisi bile onların esenliğini gözetir. Doğa, tarih ve emekçi insanlar arasındaki bu içsel bağ, Neruda’nın şiirlerinin temel konusunu oluşturur.
Neruda, 12 Temmuz 1904’te Şili’nin orta kesimindeki Parral’da Ricardo Eliécer Neftalí Reyes Basoalto adıyla dünyaya geldi. Yeni inşa edilen demiryolunda balast [ray altı dolgu malzemesi-ç.n.] taşıyan bir trenin makinisti olan babası, onu bölgedeki yolculuklarına dahil eder ve böylece Neruda, demiryolu işçilerinin ağır fiziksel emeklerine bizzat tanıklık eder. Bu ilkel doğa deneyimi, Neruda’nın şiirini şekillendirir ve daha sonra Evrensel Şarkı’daki doğa şiirlerinin özünü belirler.
Ancak babası, Neftalí’nin edebiyata olan ilgisinden hoşnutsuzdu ve yaşanan gerginlikler sonucunda genç şair on altı yaşındayken adını Pablo Neruda olarak değiştirir. 1923’te ilk şiir kitabı Alacakaranlık Kitabı’nı yayımladı; bunu 1924’te Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı izledi.
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Şili’de grevler, gösteriler ve polisle çatışmaların da eşlik ettiği işçi mücadeleleri önemli ölçüde arttı. 1911’de kurulan Komünist Parti, dinamik FOC (Şili İşçi Federasyonu) üzerine bir temel oluşturabildi ve bakır ve nitrat madenlerindeki uzun soluklu sendikal mücadele geleneği sayesinde Şili’deki komünist hareket, Latin Amerika’nın en aktif hareketlerinden biri haline geldi.
Ibáñez del Campo, 1927’de cumhurbaşkanlığı görevini devraldı. İçişleri bakanı olduğu dönemde Ibáñez, kitlesel tutuklamalara öncülük etmiş ve amacını ülkeyi “anarşistlerden ve komünistlerden” arındırmak olarak açıklamıştı. Neruda ise bu dönemde diplomatik bir kariyer yapma imkânlarını araştırır. 1927’de Myanmar’ın Yangon kentine atanır; ardından Kolombo, Singapur ve Cava’da görev yapar ve 1932’de ise evlenmiş olarak Şili’ye döner. Şili, yeni diktatör Carlos Dávila tarafından yönetilmektedir.
1933 yılında Neruda, Buenos Aires’e konsolos yardımcısı olarak atanır. Burada Federico García Lorca ile tanışır ve arkadaş olur. 1934'te, siyasi durumun ciddi şekilde kötüleştiği İspanya'ya konsolos olarak atanır. Neruda, Lorca'nın yanı sıra dönemin diğer önde gelen şairleriyle de tanışır: Alberti, Hernández, Guillén. Neruda, komünist olan ikinci eşi Delia del Carril ile tanışır ve giderek komünist bir çizgiye yaklaşır.
Temmuz 1936’daki Franco darbesinin ardından baskı dönemi başlar; Ağustos ayında Lorca öldürülür ve İspanya İç Savaşı patlak verir. Yürekte İspanya (1937) adlı eserinde Neruda, İspanya Cumhuriyeti’nin yanında olduğunu etkileyici ve net bir dille dile getirir:
Gelin görün kanı sokaklardaki,
Gelin görün
Kanı sokaklardaki,
Gelin görün kanı
Sokaklardaki.
1936'da Paris'te Louis Aragon ve Paul Éluard ile tanışır ve “Kültürün Savunulması için İkinci Uluslararası Yazarlar Kongresi”ni düzenler ve katılır. Ardından Neruda ve Delia Şili'ye döner ve Neruda, Yürekte İspanya adlı eserini tamamlar.
İspanya’da dökülen kan, Güney Amerika tarihindeki işkence görmüş halkların anılarını canlandırır; bellek, şairin tanıklık ettiği bir süreç olarak şiirin merkezi işlevi haline gelir. Bellek, on yıl sonra yeraltında tamamlanacak olan Evrensel Şarkı’nın kurucu ilkesi olur.
Evrensel Şarkı’nın teması tarihtir: Doğanın insanlaşması, Güney Amerika tarihi, kurtuluş hareketleri ve anti-emperyalist mücadele. İnkaların torunları olan Machu Picchu’nun emekçi halkından başlayarak, halk tarihsel sürecin başkahramanı olur.
1939’un başlarında, demokrat cumhurbaşkanı Aguirre Cerda, İspanyol mültecilerin göçünü kolaylaştırması için Neruda’yı görevlendirir. Neruda, yaklaşık iki bin İspanyol’un Şili’ye kaçışını sağlar.
Nazilerin SSCB’yi işgal etmesinin ardından Neruda, Sovyetler Birliği’ni aktif olarak destekler ve kuşatma altındaki insanların ortak deneyimlerini ve direnişlerini konu alan Stalingrad’a Şarkı’yı yazar.
Neruda, Peru’daki İnka kalıntıları olan Machu Picchu’yu ziyaret eder ve bu ziyaret onda kalıcı bir etki bırakır. 1945’te Komünist Parti’ye katılır ve 1946’da merkez sol cumhurbaşkanlığı adayı Videla’yı destekler; ancak Videla, bir yıl sonra ilerici güçlere zulmeder ve sendikaları acımasızca bastırır. Mücadele eden madencilerle karşılaşan Neruda, sanatın kitleler tarafından anlaşılması gerektiğinin farkına varır.
1948’de siyasi baskılar nedeniyle yaklaşık bir yıl boyunca yeraltına çekilmek zorunda kalır. Bu dönemde Evrensel Şarkı’yı tamamlar. 1949’un Şubat ayı sonlarında And Dağları’nı aşarak Arjantin’e kaçar, ardından Avrupa’ya sığınır, birçok sosyalist ülkeyi gezer ve daha sonra üçüncü eşi olacak Matilde Urrutia ile bir ilişki kurar.
Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin 20. Kongresi ve Çin Kültür Devrimi, Neruda’nın mevcut sosyalizmin her yönüne verdiği koşulsuz desteğin üzerine bir gölge düşürse de bir komünist olarak insancıl bir geleceğe olan sarsılmaz bağlılığını hiçbir zaman etkilemez. 1950’ler aynı zamanda Küba Devrimi’ne de sahne olur ve Neruda, Protesto Şarkısı adlı şiir derlemesiyle bu devrimi selamlar.
1969’dan itibaren Neruda, Eylül 1970’te seçimi kazanan Salvador Allende’nin seçim kampanyasında aktif olarak yer alır. 1971’de Neruda, Nobel Edebiyat Ödülü’nü alır. Kasım 1972’de ağır hasta olduğu halde Şili’ye döner. 11 Eylül 1973’te darbe haberini ve Başkan Allende’nin ölümünü öğrenir.
Pablo Neruda, 23 Eylül’de hayatını kaybeder. Cenazesi, halk ayaklanmasının ilk tezahürü olur:
Biri yüksek sesle “Yoldaş Pablo Neruda!” diye bağırmaya başladığında hepimiz “Burada!” diye cevap verdik . . . Sonra aniden, “Yoldaş Victor Jara!” diye bir haykırış duyuldu. Bir anda seslerimiz titredi: . . . “Burada!” . . . “Yoldaş Salvador Allende!” . . . “Burada!
Şubat 2023’te uluslararası bir adli tıp uzmanları ekibi, Neruda’nın cunta emriyle zehirlendiğini tespit etti.
Yazarın diğer yazıları için tıklayınız
- Ensarullah’ın Kökleri ve İran’la İlişkisi
- Dünya Siyasetinde Patlayıcı Malzeme - Vladimir İlyiç Lenin (Çeviri)
- Ensarullah'ın Babülmendep Zaferi ve Bölgesel Yankıları
- Georg Lukacs ve Lev Tolstoy - Agnes Heller, Deng Fengming (Çeviri)
- Tımar'dan Düyûn-ı Umûmiyye'ye Osmanlı Maliyesi
- On İki Tavsiye - Ho Chi Minh (Çeviri)
- Rusya Avrupa’ya Saldırır mı?
- Cesare Pavese ve Faşizme Duyduğu Sempati - Franziska Meier (Çeviri)
- Eşitlikçiler, Kazıcılar ve Locke: Mülkiyet, Onay ve Oy Hakkı
- Lorca – Arzunun ve Başkaldırının Sözleri - Sinead Kennedy (Çeviri)
- Encomienda'dan Luther'e: Parsellenmiş İktidar ve Direniş Doktrini
- Karl Liebknecht’in Zimmerwald Konferansı’na Mektubu (Çeviri)