beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort seks hikayesi hava durumu betturkey beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Feodalizmden Kapitalizme: Piyasanın Doğuşu ve İşgücünün Metalaşması

Feodalizm ile kapitalizm arasındaki en temel ayrım, ekonomik yeniden üretimin nasıl işlediğinde yatmaktadır. Feodal düzende lordun, köylünün yaşamsal döngüsüne doğrudan müdahale etmesine gerek yoktur. Köylü toprağa bağlıdır; dolayısıyla o toprakta üretmek zorundadır. Lord, artığa el koyarak konumunu sürdürür; üretim sürecine katılmadan da varlığını yeniden üretebilir. Burada ekonomik ilişki, mülkiyet ve fiziksel bağımlılık üzerine kurulmuştur.

 

Kapitalizmde ise tablo köklü biçimde değişir. Sermaye güçleri — ister bireysel ister kurumsal olsun — varlıklarını sürdürebilmek için durmaksızın büyümek ve piyasada daha fazla satmak zorundadır. Bu zorunluluk dışsal bir baskıdan değil, sistemin içsel mantığından kaynaklanır: Büyümeyen geriler, gerileyen silinir.

 

Peki bu sistem nasıl ortaya çıktı? İngiltere örneği bu soruya çarpıcı bir yanıt sunar. İşgücü-toprak oranındaki değişimler, toprak soylularını kiracı çiftçilerle kira sözleşmeleri yapmaya yöneltti. Kiracı çiftçi, ödediği kirayı karşılamak için ürününü satmak durumundaydı — ve satış için alıcı gerekiyordu. Ancak feodal köylünün parası yoktu; emeği karşılığında aldığı ürün, kendi geçimini zaten sağlıyordu.

 

Bu kilitlenmeyi çözen mekanizma, ücret ilişkisinin ortaya çıkışı oldu. Kiracı çiftçiler, köylülere emekleri karşılığında ücret ödemeye başladı. Böylece köylü hem piyasanın emek arzını hem de talep tarafını oluşturdu. Daha da önemlisi işgücü artık bir metaya dönüşmüştü. Toprağa olan bağımlılık çözüldü, işgücü hareketlendi.

 

İşgücünün bu hareketliliği beraberinde bir zincirleme dönüşümü getirdi. Talep genişledikçe üretim arttı, üretim arttıkça daha fazla emeğe ihtiyaç duyuldu. Birbirinden kopuk topraklar birleştirildi, piyasalar bütünleşti. Bu bütünleşme, dışarıdan dayatılan bir merkezileşme değil, tarımsal kapitalizmin kendi iç dinamiklerinden doğan kendiliğinden-merkezileşmeydi.

 

İngiltere'nin bu özgün deneyimi, kapitalizmin salt bir ticaret devriminin ürünü olmadığını göstermektedir. Kapitalizm, tarımsal ilişkilerin yeniden yapılandığı, toprağın ve emeğin birer meta hâline geldiği, piyasanın ise bu dönüşümün hem sonucu hem de itici gücü olarak belirdiği çok daha derin bir sürecin çıktısıdır.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

Bu yazı 80 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum