beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort seks hikayesi hava durumu betturkey beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Yeni Bir “Yalta” Mümkün mü?

Dünya gündemi son günlerde ABD Başkanı Trump, Rusya Devlet Başkanı Putin ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 18–19 Kasım’da Şenzen’deki APEC zirvesi sırasında ilk kez aynı masaya oturabilmesi ihtimaliyle meşgul. Putin’in önerisinin Kiev ve Avrupa başkentlerince “yeni Yalta” diye nitelenmesiyle bu ihtimal “tarihî” bir önem kazandı. Ancak masanın nasıl kurulduğuna, Yalta’yı mümkün kılan koşullara ve kapitalizmin güncel seyrine bakıldığında bu “tarihî” heyecanın bir sonuç doğurmayabileceği görülüyor.

 

Masanın Kurulması

 

İlk olarak Putin, Trump’la 9 Ekim’de yaptığı telefon görüşmesinde Şi’nin de katılacağı üçlü bir zirve önerdi.[1] Bu fikri daha önce de dile getiren Putin’in zirveyi Yalta’nın modern bir karşılığı, yani dünyayı nüfuz alanlarına bölme aracı olarak gördüğü belirtiliyor.[2] Moskova resmî olarak böyle bir amacının olduğunu açıklamasa da Kremlin sözcüsü Peskov, üç tarafın da “potansiyel olarak” hazır olduğunu, ancak ne zaman ne de gündem konusunda kesin bir anlaşma bulunmadığını söyledi.[3]

 

Trump ise görüşmenin konusunun “nükleer silahsızlanma” olacağını ve “Şi isterse” katılacağını söyledi. Ardından Ukrayna’yı da konuşabileceğini ekledi ve Rusya’nın Ukrayna konusunda “iyi” olduğunu söyleyip Zelenski’yi eleştirdi.[4] Pekin’in bu öneriye ilk cevabı ise “bilgim yok” oldu.[5] Oysa Putin’in danışmanı Uşakov, 21 Ekim’de Putin’in ABD Başkanı’nın özel temsilcisi Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından Çinli ev sahiplerinin hazırlıklara başladığını ve uygun koşullarda üçlü görüşmenin APEC gündemine alınabileceğini açıkladı.[6] Ayrıca aynı görüşmede Putin, Ukrayna ve ABD ile üçlü teknik müzakerelerin 10 Kasım’dan sonra Abu Dabi’de yeniden başlayabileceğini belirtti. ABD ile ekonomik ilişkilerin yeniden kurulmasını ele almaya ve ABD–İran çatışmasında arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu da söyledi.[7]

 

Her üç taraf da böyle bir görüşmeye açık olduklarını gösterse de “gönüllü” olarak gözükmekten kaçınıyorlar. Fakat somut koşullar ve güç dengeleri onları bir araya getirmeye zorluyor.

 

Yalta Neydi?

 

Zamanın büyük güçlerinin bir araya geldiği Yalta Konferansı 4–11 Şubat 1945’te Kırım’da yapıldı. Roosevelt, Churchill ve Stalin Almanya’nın işgal bölgelerini, Polonya’nın sınırlarını ve hükümetini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki veto düzenini ve Sovyetler’in Japonya’ya karşı savaşa girmesini görüştü. Faşizmden kurtarılan Avrupa ülkelerinde serbest seçim vaat eden bir “Kurtarılmış Avrupa Bildirgesi” de imzalandı.[8] Sonraki yıllarda Yalta, “büyükler küçüklerin kaderini onlar olmadan çizdi” anlamına gelen bir sembole dönüştü. Ancak Yalta bir bölüşüm yaratmaktan çok sahadaki askerî güç dengesini tescil etti ve onu hukukî–siyasi bir dile çevirdi.

 

Yalta’yı mümkün kılan üç şey bulunuyordu: ortak bir düşmanı (Nazileri) yenmek üzere olan bir koalisyon, sahada netleşmiş bir güç dengesi ve ABD ile SSCB’nin yükselişiyle ana hatları belli olan iki kutuplu bir düzen.

 

Bugün Neden Zor?

 

Bugün ise bu üç koşulun hiçbiri bulunmuyor.

 

ABD, Çin’i birincil rakip olarak görüyor, Rusya ile Batı arasında Ukrayna’da dolaylı bir savaş sürüyor ve Rusya–Çin ilişkisi eşitsiz bir bağımlılığa dayanıyor. Washington’ın Moskova’yı Pekin’den uzaklaştırma ihtimali, iki ülkenin zaten kurduğu ekonomik ve siyasi bağların derinliği karşısında oldukça zayıf. Dolayısıyla ortak bir düşmandan bahsedilemiyor.

 

Sahaya bakıldığında ise Ukrayna cephesinde bir karara varılma ihtimali düşük. Rusya’nın şartları arasında Donbas’ın tamamının Rusya’ya bırakılması, Ukrayna ordusunun küçültülmesi ve NATO üyeliği hedefinden vazgeçilmesi bulunuyor. Moskova ayrıca NATO’nun askerî varlığının 1997 sınırlarına çekilmesini istiyor. Üçlü zirvede bunların çözülmesi pek mümkün değil. İran cephesinde ABD saldırıya devam sinyali verirken Rusya ile Çin ise İran’a desteğini sürdürüyor. Sahada netleşmiş bir güç dengesi de bulunmuyor.

 

Halihazırdaki dünya düzenine bakıldığında ABD hegemon güç olsa da fiilen çok kutuplu bir düzenin somutlaştığı görülüyor. Bu çok kutuplu düzende güçler birbirine net bir şekilde karşıt olmaktan ziyade çeşitli konularda iş birliği içinde bulunabilecek esnekliğe sahipler. Bu durum, Yalta’daki düzenin aksine, ana hatların oluşmasını engelliyor.

 

Lenin ve Kautsky

 

Yüz yıldan fazla bir süre önce Kautsky, büyük sermaye gruplarının rekabeti bırakıp dünyayı birlikte sömüreceği bir “ultra-emperyalizm” evresinin mümkün olduğunu savunmuştu. Lenin ise bu tür ittifakların savaşlar arasında birer ateşkesten ibaret olduğunu, kapitalizmin eşitsiz gelişmesinin güç dengesini sürekli değiştirdiğini ve bu yüzden barışçıl ve savaşçıl biçimlerin birbirini hazırladığını ileri sürmüştü. Dolayısıyla ABD hegemonyasının gerilediği, Çin’in yükseldiği, Rusya’nın askerî gücüyle yerini sağlamlaştırmaya çalıştığı günümüzde yapılacak her anlaşma mevcut güç dengesinin anlık bir fotoğrafını yansıtacak, bu fotoğrafın da kısa sürede bozulması muhtemel. Bu nedenle Şenzen’deki olası bir “Yalta” masasından çıkacak “anlaşma”nın en fazla geçici bir ateşkes olması şaşırtıcı olmayacaktır.

 

 

[1] https://www.usnews.com/news/world/articles/2026-10-19/trump-says-he-is-open-to-joining-trilateral-meeting-with-xi-putin

[2] https://www.trtworld.com/article/716d687a7220

[3] https://tass.com/politics/2209691

[4] https://www.usnews.com/news/world/articles/2026-10-19/trump-says-he-is-open-to-joining-trilateral-meeting-with-xi-putin

[5] https://www.france24.com/en/live-news/20261019-putin-xi-and-trump-could-meet-at-apec-summit-kremlin

[6] https://www.briefs.co/news/china-preps-possible-first-ever-russia-us-china-leaders-meet/

[7] https://www.pbs.org/newshour/world/putin-agrees-to-resume-trilateral-russia-ukraine-u-s-talks-next-month

[8] https://history.state.gov/milestones/1937-1945/yalta-conf

 

Yazarın tüm yazıları için tıklayınız

Bu yazı 91 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum