beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort seks hikayesi hava durumu betturkey beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

ASKIDA EKMEK GÜNCELLENMELİ

Türkiye’nin kadim yardımlaşma geleneği olan "askıda ekmek" uygulaması, bugün ne yazık ki amacından sapmış, ihtiyaç sahiplerini de fırın tezgahlarının arkasındakilerin inisiyatiflerine mahkûm eden gurur kırıcı bir mekanizmaya dönüşmüştür. 

 

Başta İstanbul olmak üzere, Anadolu’nun çeşitli fırınlarında hemen her gün yaşanan bu gizli dramlar, bu sistemin acilen modernize edilmesi gerektiğini haykırmaktadır. 

 

Toplumsal adaleti ve insan onurunu korumak adına, askıda ekmek modelinde köklü bir yapısal değişikliğe gidilmesi şarttır.

 

FIRINCININ İNSAFINA BIRAKILAN İNSAN ONURU

 

Fırınların önündeki kuyruklarda her gün sessiz bir trajedi sahnelenmektedir. Sıraya giren, çekinerek bekleyen, kendisine sıra geldiği halde mahcubiyetinden dolayı hakkını kendisinden sonrakine devreden yüzlerce boynu bükük insan var. 

 

Sıra nihayete erdiğinde ise fırıncının gözünün içine bakarak, adeta fısıltıyla sorulan o kahredici soru yükselir: "Askıda ekmek var mı?"

 

Tezgahın arkasındaki fırıncının tek bir kafa hareketiyle "yok" demesi, o insanı sadece ekmeksiz bırakmaz; umudunu, gururunu ve yaşama sevincini de elinden alır. 

 

Fırının içi gırla ekmek doluyken, “Askıda ekmek yok” cevabını alan bir babanın, bir annenin orayı boynu bükük bir şekilde terk etmesi, bu toplumsal sistemin en büyük ayıbıdır. Fakirlik utanılacak, mahcup olunacak veya bir suç gibi saklanacak bir şey değildir. Ancak mevcut uygulama, ihtiyaç sahiplerini adeta birer dilenci konumuna düşürmektedir. Kimse, hayatta kalabilmek için en temel gıda maddesini temin ederken bir başkasının keyfine veya lütfuna muhtaç edilmemelidir.

 

ÇOCUKLARIN GÖZÜNDEKİ MAHCUBİYET VE 3 EKMEK SANCISI

 

Bu tablonun en can yakıcı kısmı ise çocukların o kuyruklarda verdikleri hayat mücadelesidir. Bazen küçük bir kız çocuğu, bazen küçük bir erkek çocuğu ürkek adımlarla fırına yaklaşır. Utana sıkıla askıda ekmek olup olmadığını sorar. Fırıncı tezgahın altından iki tane ekmek uzatır. Çocuk, evdeki nüfusu düşünerek, boğazındaki düğümü yutkunarak fısıldar: "Şey... 3 tane lazımdı..."

 

Bir çocuğun dünyasında 3. ekmeğin hesabını yapmak zorunda kalması, erken yaşta yoksulluğun o ağır ve ezici yüküyle tanışması demektir. O fırıncıların, o tezgahlarda çocukların gözlerindeki mahcubiyeti görmezden gelerek sergiledikleri soğuk tavırlar, toplumsal vicdanı derinden yaralamaktadır. Kimse kimseye ihtiyacını duyurmak, evindeki aç insan sayısını fırıncıya rapor etmek zorunda değildir. 

 

Yardım, verenin egosunu tatmin ettiği değil, alanın onurunun korunduğu bir gizlilikle yapılmalıdır.

 

ÇÖZÜM: FIRINLARDA BAĞIMSIZ ASKIDA EKMEK STANDI ŞART

 

Askıda ekmek uygulaması acilen güncellenmeli ve dijital ya da fiziksel olarak insansız bir modele geçirilmelidir. Çözüm son derece basittir: Her fırında özel, bağımsız bir askıda ekmek standı kurulması zorunlu hale getirilmelidir.

 

Hayırseverler ekmek parası bıraktıkça, o ekmekler fırıncı tarafından fırının dışındaki veya herkesin rahatça erişebileceği o standa doğrudan yerleştirilmelidir. İhtiyacı olan vatandaş, içeriye girip fırıncıyla muhatap olmadan, sırasını başkasına vermek zorunda kalmadan, kimseye hesap vermeden ihtiyacı kadar ekmeği o stanttan kendi eliyle alıp evine götürebilmelidir. 

 

Alanın vereni, verenin alanı görmediği o asil Osmanlı geleneği, ancak bu şekilde yeniden canlandırılabilir. 

 

Fırıncı aradan çekilmeli, tezgah arkasındaki o hiyerarşik duvar yıkılmalıdır. İnsan onurunu korumak, fırın basamaklarında boyun büktürmemek bu devletin ve bu toplumun namus borcudur.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

 

Bu yazı 59 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum