beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort seks hikayesi hava durumu betturkey beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

HER MÜSLÜMAN ÇOCUĞUN KUR’AN-I KERİM’İ OKUMA VE ANLAMA HAKKI VARDIR

Dünyaya gözlerini Müslüman bir ailede açan, bu iklimle nefes alan her çocuğun şahsiyet inşasında en temel sütun, şüphesiz ki inandığı dinin ana kaynağıyla kuracağı bağdır. Bu bağ, yalnızca bir "gelenek" aktarımı değil; bireyin varoluşsal hakkı, zihinsel hürriyeti ve manevi kimliğinin tapusudur. 

 

Bugün eğitim sistemimizden sosyal yapımıza kadar her platformda yüksek sesle dile getirmemiz gereken hakikat şudur: Hiçbir çocuk, kendi kutsal kitabına yabancı, onun mesajına "cahil" bırakılamaz.

 

 

EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ MANEVİ BİR HAKTIR

 

Bir çocuğun anadilini öğrenmesi ne kadar tabii bir haksa, mensubu olduğu dinin kitabını da orijinal dilinde okuyabilmesi ve o eşsiz hitabı kendi zihninde anlamlandırabilmesi de o kadar temel bir haktır. 

 

Eğitimde fırsat eşitliği sadece teknolojiye erişimle ya da yabancı dil öğretimiyle sınırlı tutulamaz. Gerçek eşitlik, bir çocuğun ruh dünyasını besleyecek olan asıl kaynağa, yani Kur’an-ı Kerim’e aracısız ulaşabilmesini sağlamaktır.

 

Millî Eğitim sistemimiz, bu ihtiyacı bir "tercih" veya "seçmeli bir lüks" olarak değil, bir ivedilik ve mecburiyet olarak gündemine almalıdır. 

 

Devletin asli görevlerinden biri, vatandaşlarının inanç değerlerini doğru kaynaktan, ehil ellerden ve modern pedagojiye uygun şekilde öğrenmesini temin etmektir.

 

 

KUR’AN’A CAHİL KALMAK BİR KADER DEĞİLDİR

 

Sıklıkla karşılaştığımız "Kur’an’ı sadece belli bir kesim okur, halk sadece dinler" anlayışı, İslam’ın özündeki "Oku!" emriyle taban tabana zıttır. 

 

Müslüman bir toplumda, bir çocuğun kendi kitabının alfabesine bakıp onu "sihirli semboller" gibi görmesi kabul edilemez bir noksanlıktır.

 

Kimsenin, bir Müslüman çocuğu yüce Allah (C.C.) tarafından gönderilmiş olan bu Kelam’dan mahrum bırakmaya ne hakkı ne de haddi vardır. Bu mahrumiyet, sadece bireysel bir eksiklik değil, toplumun manevi bağışıklık sisteminin çökmesidir. Kur’an’ın orijinal metniyle kurulan bağ, sadece bir tilavet meselesi değil; o dilin ritmiyle, estetiğiyle ve derinliğiyle de tanışma sürecidir.

 

 

HAYATIN MERKEZİNE YERLEŞTİRMEK İÇİN ANLAMAK

 

Okumak, bu sürecin ilk adımıdır; ancak asıl hedef anlamaktır. Kur’an-ı Kerim, sadece mezarlıklarda okunmak ya da duvarların en yüksek noktasına asılmak için gönderilmemiştir. 

 

O, hayatın tam kalbine; toplumu ayakta tutan adalete ve ahlaka dair bir rehberdir.

 

Çocuklarımıza Kur’an’ı anlamayı öğrettiğimizde, onlara sadece bir ders vermiş olmayız; onlara dünyayı, eşyayı ve insanı yorumlayabilecekleri bir "basiret" de hediye etmiş oluruz. 

 

Kendi kitabının mesajından bihaber yetişen bir nesil, rüzgarın önündeki yaprak gibi savrulmaya mahkumdur. Onları bu savrulmadan kurtaracak olan yegane güç ise vahiyle kuracakları nitelikli ve dolu dolu idrak etmeye dayanan bir ilişkidir.

 

 

MİLLÎ EĞİTİMİN TARİHİ SORUMLULUĞU

 

Millî Eğitim Bakanlığı, her kademede bu hakkın teslimi için seferber olmalıdır. Müslüman bir çocuğun, okul sıralarından mezun olduğunda kendi kitabını yüzünden akıcı bir şekilde okuyamıyor ve temel mesajlarını kavrayamıyor oluşu, eğitim sistemimizin en büyük özeleştiri geliştirilen konularından biri olmalıdır.

 

Bu bir lütuf değil, bir borçtur. Geleceğin Türkiyesinde, kendi medeniyet değerlerine vakıf, Kur’an’ın aydınlığında yürüyen ve O Yüce Kelam’ı hem lafzıyla hem ruhuyla özümsemiş nesiller görmek istiyorsak; bu hak iade edilmeli, bu eğitim ivedilikle din öğretimi sisteminin merkezine yerleştirilmelidir.

 

Gerçek anlamda lüks içinde yaşayan ama toplumla iç içe olmaktan çok uzak olan birtakım tarikatların ve cemaatlerin olumsuz etkilerinden kurtulmak istiyorsak her çocuğa Kur’an-ı Kerimi gerçek anlamda okutmayı öğretmeli ve anlamasını sağlamalıyız. Kısır kavgaları bitirecek yegane ve tek yol budur.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

Bu yazı 78 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum