-
Özden İlhan
Tarih: 19-10-2026 16:37:00
Güncelleme: 19-10-2026 16:37:00
Sevginin insanı güzelleştiren, yumuşatan ve hayata bağlayan güçlü bir tarafı vardır. Fakat sevginin körleştiren bir yüzü de olabilir. İnsan sevdiğinde, karşısındaki kişinin hatalarını görmek istemeyebilir; kırıcı davranışlarına mazeret bulabilir, hatta kendisine yönelen haksızlıkları bile “Ama o da beni böyle seviyor” diyerek açıklamaya çalışabilir.
İşte tam bu noktada sevgi, insanı iyileştiren bir duygu olmaktan çıkıp kendi yıkımını hazırlayan bir yanılgıya dönüşebilir.
Çünkü sevmek, kendinden vazgeçmek değildir.
Bir insanı sevebiliriz; fakat onun bizi incitmesine, aşağılamasına, değersizleştirmesine ya da duygusal şiddet uygulamasına katlanmak zorunda değiliz. Affetmek, aynı acının tekrar yaşanmasına izin vermek değildir. Anlamak, yapılan her şeyi haklı bulmak değildir. Fedakârlık ise insanın kendi onurunu ve varlığını yok sayması hiç değildir.
Bu yüzden mantık, sevginin düşmanı değil; onu koruyan en önemli güçlerden biridir.
Sevgi ile mantık birbirine karşı durmamalı, el ele yürümelidir. Mantık önde fener gibi değil, projektör gibi yolu aydınlatmalı, sevgi ise o yolda yürüyebilme cesaretini vermelidir. Kalp bize bağ kurmayı öğretirken, akıl o bağın bizi nereye götürdüğünü sorgulamalıdır.
Çünkü kalp bazen “Affet” der; mantık ise “Ama aynı yarayı yeniden açmasına izin verme” diye hatırlatır.
Kalp “Sev” der; mantık “Kendini de sev” diyebilmelidir.
Kalp “Onu anla” der; mantık “Peki seni kim anlayacak?” sorusunu sorabilmelidir.
İşte gerçek denge burada başlar.
Koşulsuz sevgi güzel bir düşünce olabilir; ancak koşulsuz tahammül insanı kendi sınırlarından uzaklaştırabilir. Birini sevmek koşulsuz olabilir ama bir ilişkinin sürdürülebilmesi için saygıya, güvene ve karşılıklı özeni gereksinim vardır. Sevgi, insanın kendisini yok ettiği yerde yücelmez.
Şiddetin, aşağılamanın ve ruhu yaralayan davranışların başladığı yerde mantık susmamalıdır. Tam tersine, en güçlü sesini orada çıkarmalıdır. Çünkü insanın kendisini koruması sevgisizlik değil, özsaygıdır.
Gerçek sevgi, insanın kendisini bir başkasında eritmesi değil; kendisini kaybetmeden bir başkasında çoğalabilmesidir.
Belki de sevginin en güzel hâli budur: Bir başkasının hayatına dokunurken kendi hayatımızdan vazgeçmemek; sevmekten korkmadan, kendimizi kaybetmekten de korkabilmek.
Çünkü sevgi kalbin sıcaklığıysa, mantık onun sınırlarını koruyan ışıktır. Ve insan, ikisine de ihtiyaç duyar.
Unutmayın ki sizi gerçekten kaybetmek istemeyen insanlar, sizi kaybetmemek için sizin sınırlarınıza da saygı gösterirler. Sizi kırdıklarında bunu görmezden gelmez, hatalarını sevginin arkasına saklamazlar. Çünkü gerçek sevgi, yalnızca “gitme” demek değildir; kalmanız için size iyi gelmeyi de bilmektir.
Yazarın tüm yazıları için tıklayınız
- SİNYAL BİTTİĞİNDE YER
- GÜCÜN KARANLIK MİRASI: ZEHİRLENME, İKİYÜZLÜLÜK VE İNSANLIĞIN VİCDAN SINAVI
- SONBAHARIN SESSİZCE ANLATTIKLARI
- BİZİ YORAN HAYAT MI, HAYATI TAŞIMA BİÇİMİMİZ Mİ?
- APOLET Mİ, OMZUNA KONAN SERÇE Mİ?
- TARAFSIZLIK MI, VİCDANIN KONFORU MU?
- 30 AĞUSTOS: BİR MİLLETİN KENDİ KADERİNİ AŞTIĞI GÜN
- KOPMA NOKTASI VE VAROLUŞUN İNCE DENGESİ
- TANJU OKAN PLAĞI ve HESAPSIZ VERMENİN HAFİFLİĞİ
- SERÇELER NEREYE GİTTİ?
- GÖKYÜZÜNE BAKARKEN ASLINDA GEÇMİŞİ GÖRÜYORUZ
- ANLAŞILMAMAK: Modern Dünyada Görünmezlik Sendromu ve Varoluşsal Sağırlaşma