beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort seks hikayesi hava durumu betturkey beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Barışın Yolunu Açan Mütareke: Mudanya Mütarekesi

Türk tarihinde bazı zaferler vardır ki yalnızca cephede kazanılmaz. Askerin süngüsüyle açılan yol, diplomatın kalemiyle tamamlanır. İşte Mudanya Mütarekesi tam da böyle bir dönüm noktasıdır. 11 Ekim 1922’de imzalanan bu belge, yalnızca silahların susmasını sağlamamış; yeni Türk Devleti'nin uluslararası arenada kabul edilmesinin de önünü açmıştır.

 

Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Zaferi’nin ardından Türk ordusu Anadolu’daki Yunan varlığını sona erdirmiş, 9 Eylül’de İzmir’e girmişti. Ancak savaş henüz bitmemişti. İstanbul ve Boğazlar bölgesi hâlâ İtilaf Devletlerinin denetimindeydi. Asıl soru şuydu: Türk ordusu askerî başarısını diplomatik kazanca dönüştürebilecek miydi?

 

İngiltere, özellikle Boğazlar meselesinde geri adım atmak istemiyordu. Lord Curzon için bu konu bir prestij meselesiydi. Buna karşılık Fransa ve İtalya yeni bir savaşa girmenin ne Avrupa kamuoyunda ne de sömürgelerde karşılık bulacağını biliyorlardı. Paris’te yapılan görüşmelerde bu ayrışma açık biçimde ortaya çıktı. Fransa Başbakanı Poincaré ve İtalya temsilcileri, Ankara’nın taleplerinin dikkate alınması gerektiğini savunurken İngiltere daha sert bir çizgide duruyordu. Sonunda gerçekçi olan yaklaşım galip geldi. Çünkü karşılarında artık mağlup bir millet değil, savaş meydanlarında zafer kazanmış bir Türkiye vardı.

 

Mudanya’ya gelinirken bir başka önemli gelişme de yaşanıyordu. Türk birlikleri Çanakkale ve İzmit yönünde ilerliyor, İngiliz kuvvetleriyle tehlikeli bir yakınlaşma meydana geliyordu. Tarihe "Çanakkale Krizi" olarak geçen bu süreçte bir yanlış hesap yeni bir savaşı başlatabilirdi. Fakat ne Ankara ne de Londra böyle bir çatışmanın sonuçlarını göze almak istiyordu. Askerî gerginlik, diplomatik çözümü zorunlu hâle getirdi.

 

3 Ekim 1922’de başlayan Mudanya Konferansı, dokuz gün boyunca son derece sert pazarlıklara sahne oldu. Şevket Süreyya Aydemir’in ifadesiyle buna adeta "Mudanya Savaşı" demek mümkündü. Masanın bir tarafında galip Türk ordusunun temsilcisi İsmet Paşa, diğer tarafında ise İngiliz, Fransız ve İtalyan generalleri vardı. Yunan delegeleri ise kasabada bulunmalarına rağmen görüşmelere doğrudan katılmadılar.

 

Bu görüşmelerin gerçek yıldızı kuşkusuz İsmet Paşa oldu. Henüz uluslararası diplomasi sahnesinde yeni sayılabilecek bir isimdi. Ancak sakinliği, ayrıntılara hâkimiyeti ve taviz vermeyen müzakere tarzıyla karşı tarafın saygısını kazandı. Nitekim İngiliz delegesi General Harington, başlangıçta küçümsediği İsmet Paşa için daha sonra "Konferansın sonlarına doğru kendisine karşı daha fazla saygı duymaya başladım" itirafında bulunacaktı.

 

Mudanya’da Türkiye’nin temel hedefi açıktı: Doğu Trakya’nın savaşılmadan geri alınması. Sonuçta bu hedef gerçekleşti. Yunan ordusu bölgeden çekilmeyi kabul etti. Edirne ve Doğu Trakya Türk yönetimine bırakıldı. Böylece Türk milleti yıllardır süren savaşın ardından ilk kez kaybettiği bir toprağı diplomasi yoluyla geri almış oldu.

 

Mudanya'nın önemi yalnızca Trakya'nın geri alınmasında değildir. Asıl önemi, Lozan Barış Konferansı'nın kapısını açmasındadır. Mudanya olmasaydı Lozan'a giden yol bu kadar kolay açılmayabilirdi. Bu nedenle Mudanya'yı sıradan bir ateşkes olarak görmek büyük eksiklik olur. O, bir ön barıştır. Bir başka ifadeyle Lozan’ın habercisidir.

 

Türk tarih yazımında sıkça tekrarlanan bir ifade vardır: "Savaş meydanında kazanıp masa başında kaybetmek." Mudanya bu algıyı değiştiren ilk büyük örnektir. Sakarya ve Büyük Taarruz nasıl askerî zaferlerse, Mudanya da diplomatik bir zaferdir. Lozan ise bunun uluslararası hukuk alanındaki tescili olmuştur.

 

Bugün geriye dönüp baktığımızda Mudanya'nın bize verdiği en önemli ders şudur: Güç yalnızca cephede kazanılmaz. Kalıcı başarı, askerî güç ile diplomatik aklın birlikte hareket etmesiyle elde edilir. Mustafa Kemal Paşa'nın liderliği, İsmet Paşa'nın müzakere becerisi ve Türk milletinin fedakârlığı birleşince ortaya Mudanya Mütarekesi çıktı.

 

Ve Mudanya sayesinde Türkiye, savaş meydanlarında kazandığını müzakere masasında koruyabildi.

 

İşte bu yüzden Mudanya, yalnızca bir mütareke değil; modern Türk diplomasisinin doğum belgesidir.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız

Bu yazı 168 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum